Sessiz sakin bir gece kahvemi içerken adımın harfleri birbirine girdi. Vallahi hiçbir şey yapmadım, sadece şiir okuyordum. Ama harfler öyle düşünmemiş olacak ki, içlerinden biri ötekine laf attı. İşte olanlar bundan sonra oldu.…
Sessiz sakin bir gece kahvemi içerken adımın harfleri birbirine girdi. Vallahi hiçbir şey yapmadım, sadece şiir okuyordum. Ama harfler öyle düşünmemiş olacak ki, içlerinden biri ötekine laf attı. İşte olanlar bundan sonra oldu.
M sinirlendi, E’ye dönüp, “Sen salaksın!” diye bağırdı.
E şok oldu, “Asıl sen salaksın!” diye cevap verdi.
H çığlık atarak kaçtı, hâlâ geri dönmedi
P alnına elini koyup iç çekti: “Bu işin sonu kötü...”
A, ortamın kaosunu fırsat bilip, “Ben ilk harfim, ben liderim!” diye hava attı
R elinde bir sopayla, “ E’ye girişti sinirim tepemde hepinizi döverim!” diye söylendi.
E masadan aşağı yuvarlandı.
Bir kavga dövüş alt alta üst üste. Bildiğiniz gibi değil. Fena koptu benim evde hengame.
Komşular kapıyı çaldı. “Evde kavga mı var?” diye sordular.
“Yok, yok,” dedim, “harflerim birbirine girdi.”
Vah vahhh… Kafayı yemiş bu edasıyla uzun uzun yüzüme baktılar. Sessizce kapıyı kapatıp gittiler.
Bir anda kaldım isimsiz. Kendimi QR koduyla tanıtmayı düşündüm. “Beni okutun, kim olduğumu öğrenelim” falan diyecektim ama vazgeçtim. Bunun yerine kendime yeni bir isim bulmaya karar verdim.
Harfleri topladım mutfağa. Dedim ismim nereye gitti. Güldüler. İsmim çok eskiymiş. Sana yeni bir isim bulalım dediler.
Modern bir isim olsunmuş çağa ayak uydurmam gerekiyormuş. Ayşe, Fatma çok demodeymiş falan filan. Bir ton da fırça yedim. Hazreti Harflerden
Biri “Klavyesu olsun” dedi. Beğenilmedi
Öteki, “Dijitay yakışır sana.” Hipodromda at adı dedi sessiz harfler
Bir başkası, “Ekrannur nasıl?” Sesli harfler şiddetle reddetti
Hatta biri fısıldadı: “İnstagül?” Karar veremediler…
Hala isimsizim….
Bunları duyunca içimden “Eyvah!” dedim. Adım mı olacak, internet şifrem mi belli değil! En sonunda yalvar yakar harfleri zar zor barıştırdım. “Bakın,” dedim, “siz birbirinizi sevseniz de sevmeseniz de ben bir isim taşımak zorundayım. Hadi, toplanın, ismimi geri verin!”
O kadar çok yalvardım ki bir ara hüngür hüngür ağladım bile. Acıdılar halime. Tamam dediler. İsmimi seviyorum yaa! Bir kere anlamı çok güzel ‘’Ay Parçası’’demek.
Baktım kahvemde buz gibi olmuş. İçemedim. Yatayım bari dedim. Huzur içinde uyudum.
Sabah kalktım, mutfağa gittim. Oda ne!
Bütün tezgah kahve içinde! Birileri dökmüş ama kimse ortada yok. Şüpheli belli, uyumamı fırsat bilip harfler yine birbirine girmiş. Koştum aynaya baktım, ismim yerinde… Ama soyadım yok!
Nasıl sinirlendim anlatamam. Kaptım oklavayı elime harfleri dizdim karşıma. Bir hışım sordum. Soyadıma ne yaptınız?
Zorla barıştırdığım harfler kahkahayla güldüler bana
“Ne bakıyorsun? Bu sefer de soyadını kaybettin!” diye utanmadan da alay ettiler
Kapıyı çaldım, komşuya sordum. “Bizde yok, ama duyduk,” dediler, “Dün gece harfler toplanmış, evden taşınmaya karar vermişler.”
Nasıl yani?! Harflerimi kaybettim mi? Soyadımdan oldum mu şimdi?
QR kodu olmayı yine düşündüm, ama kahve döken harfler beni barkod yaparsa fiş gibi olurum deyip vazgeçtim.
Tam pes etmek üzereydim ki, buzdolabının üstünde bir not buldum:
“Çok sıkıldık bu soyaddan, biraz özgür kalacağız. Arama bizi. Belki döneriz.”
Altında imza: M, E, H, P, A, R, E
Özgür mü?! E, ben de soyadımdan özgür kaldım o zaman!
Kendime yenisini mi bulsam?
Mehpare Göçebe?
Mehpare Kayıp?
Mehpare Soyadsız?
Yok yok... En iyisi beklemek.
Belki harfler sıkılır da geri döner.
Dönmezlerse?
E artık, kimlik çıkarırken memura ne dersem o!
YENİ MODA OLSUN DİYE UYDURULAN, ÇOCUKLARA İSİM OLARAK KONULAN, ANLAMSIZ, ABİDİK KUBİDİK İSİMLERE İTHAFEN YAZILMIŞTIR.
Feride & Pantolonu
İlk kez zemheriden sonra
Bu sabah güneşi gördüm.
Salaş bir otel odasının
Sararmış perdeleri arasından
Ilık bir duşun altında
Geçmişin hoyrat elleri ile
Bıraktığı kirleri temizliyordum.
Çıplak ama yorgun ve umutlu bedenimle
Kaç günaha şahitlik etmiş
Yatağımın kenarına iliştim,
Boylu boyuna uzanmış
Bana gülümsüyordu
Erkeksi hatları ile
Benim
Hiç böyle bir sevgilim olmamıştıki.
Önünde diz çöktüm
Hiç kıpırdamadı ses vermiyordu
Kontes edası ile
Parmak uçlarıma basarak yaklaştım
ellerimle okşadım
İçimi tarifsiz bir duygu kaplamıştı
Gözlerim parladı yüreğim ilk kez
Evet ilk kez bu kadar heyecanlı atıyordu.
Sırt üstü uzandım
Kendime doğru çektim usul, usul
Dayanılmaz bir duyguydu
Parmak uçlarımdan
Belime kadar
Demircinin çeliğe su vermek için
Ateşi körükleyip şekil vermesi gibi
Sımsıcak sarmıştı beni.
Ben onu değil
O beni içine alıyordu yavaş, yavaş
Artık daha özgürdü sanki içimdeki ben.
Şimdi penceremden
Bacalı şehvet kokan arsız şehre baktım
Sarma tütünümden bir sigara yaktım
Bir ihanet değildi bu size
Yıllarca arkadaş olduğum
Yaşadıklarımın tek şahidi şalvarıma
Ve eteğime,
Nasılda benim bedenimi ağlayarak terk etmiştiniz her gece
Her gecenin sabahında
Size yama yapardım
Sanki
Ben değildim sizdiniz tecavüze uğrayan
Sizi hiçbir zaman terk etmeyeceğim
Anlayın beni
Benim ilk defa pantolonum olmuştu
Affedin beni ne olur…
.....
Arkadaşlar
Feride anlattı ben ağladım
Ben yazdım anlatırken o ağladı
utandım yüzüne bakamadım
utanma yaz dedi 13 yaşında babası yaşında yüzünü görmediği bir adam ile
üc otuz paraya evlendirilen
ve her gün cinsel tacize maruz kalan
mor çatılı bir kadınım ben dedi.
Anadolu'nun ücra köşesinden
gelip metropoldeki savaştan galip çıkan
onurlu bir savaşçı
Arsız da değildi cesaretliydi konuşurken
"KADINDI" bizden,
kırk yaşından sonra benliğini kimliğini bulan Feride’nin hikayesi...
izin verirse kendisi devamını yazacağım
--------------------------------
Feridenin bir kadının ilk kez pantolonla buluşmasını anlattım
Çamalan şiiri
Biliyor musun?
Değişmeyen sadece benim!
Afili söylemler duyarken kulaklarım
Fiillerin kahpe görselliğinde
Aldanışın yıkımınadır buhranım…
Sussam kırılır cümleler bilirim!
Bulutlar doluşur şiirlerime
Bir baykuşun ağıtı gibi
Mavi kesilir gece süzülemem…
Kabuğunu kırmaya çalışan
Yavrunun mücadelesini düşün?
Doğmak isterken sana
Yılanın iştahı bekliyormuş başımda…
Biliyor muyum?
Ejderhanın saklandığı ini
Ben değildim seni oraya atan
Sendin onun alevini kendine vatan kılan
Desem ki tüm bunlar yalan!
Üzülür gerçeklerim
Gerçeğine ağlar…
Burkulan kalbimin yırtığısın
Ritim tutmaz musikisi artık
Görüneni anlat bana
Görünmeyenden uzaktayım nasıl olsa…
Bilinmiyor!
Kim kimde saklı,
Acıtıyor aldanışlar
Kaç kez vurulacak bu sine,
Kim ya da kiminle?
İnanmanın maliyetini
Yine ben öderim
Ödemişim, çok çok kere…
saat sabahın üçü
penceremden yıldızları seyrediyorum
sokaktan bir ayyaş geçiyor
dilinde gurbet şarkıları
ve arkasından aylak bir köpek
polisler devriye geziyor
şehre hüküm sürmüş yalnızlığı yırtarak
seni düşünüyorum
ellerine dokunuyorum
gözlerini yeniden keşfediyorum
fizik kurallarını altüst ederek
sonra semanın gece bekçileri yıldızlar birer birer sönüyorlar
ezan sesleri yükseliyor göklere
ve güneş bütün ihtişamıyla ben geldim diyor
ben yine seni düşünüyorum
güneşin kızını
Karanlığın sesini duyuyor musun
Sessizliğin üstünde bir şedde
İki kere susuyoruz artık
"Susmalara iki kere şiir oku"
Sen şiirden başka ne bilirsin
Ben seni şiir gibi içmekten başka
İlerleyebildim mi sonun olmaya
Üçüncü şiiri de oku
"ölüm koksun ölümsüzlüğüne"
İki savaş
Bir deprem görmüşlüğümüzle
Üç kere ölen bedenimizdeki aşkla
Yine yeniden
Sevgi renginde biz dökülsün karaya
Siyah ahımı tut gece rengi ellerinle
"eyyy gece"
Ahım da 'boşluğuna' tutulsun
.Kuz'gun,
1.
Bir yerden başlamalı, siyahı önce griye sonra da beyaza açmalı.
Düşerken bile manzaranın tadını çıkarmalı.
En başta bahanelerden kurtulmalı,
Nedenlerin bir önemi olmamalı.
İçine nefes üflenmiş bu çamuru yaşatmalı, yaşatmalı.
2.
Sırasız devrik cümlelerimle çözememiştim çoğu yaşanmışlığı.
Zamanında harcamak için biriktirmez mi insan?
Ben biriktirdim ama hiç harcayamadım,
Harcayabileceğimi de zannetmiyorum.
Olsun, bunu başaranları izlemek de güzel.
Duygularımın önünde duramıyorum, oysa dalgakıranlar inşa etmiştim önlerine.
Taşıp duruyor, hem kendimi, hem de başkalarını zor durumlara düşürüyorum.
O masum çocuk ne zaman öldü, onu düşünüyorum.
Hatırlamam gerekiyordu.
3.
Ucundan sımsıkı tuttuğum dalın çatırdadığını duyuyorum.
Çok tırmandım kendi içimde, ama vaktinde inmeliydim işte.
Egomu yonta yonta, talaş parçacıklarına çevirmeli,
Sonrasında da etrafı süpürmeliydim onlarla.
Neticesinde korkuyorum.
Hiç ayrılamamaktan bu kokuşmuş dünyadan.
Hep aynı şeyleri yaşamaktan, yaşatmaktan.
4.
Öylesine davranışın böylesine sonucu işte.
Hayat bana gülerken ben ciddiydim,
Ben gülerken hayat ciddiydi.
Hiçbir zaman anlaşamayacağımız belliydi, belliydi.
C.B.
Semânın geniş ufkunda
bir kuş geçer sessizce.
Ağır bir rüzgâr kanadında,
yüreğinde görünmez bir hürriyet...
Arzın gürültüsü altında
nice gönül zincir taşırken,
kuş yalnız göğe bakar.
Kederini semâya yazar.
Özgürlük dediğin,
uzak diyarlara gitmesi değildir kuşun.
Ruhunun,
kendi göğünde kanat çırpışıdır.
Düz çizgiler çizemez herkes.
Eğri büğrüdür, bazılarının kalem izleri.
incecik patikalar olușturur șiirleri dik
yamaçlarda. Yürüyen, yorulsun istediklerinden
Hele bi git! öykülerinde, köy yolları gelir gözünün önüne hemen. Tozu, genzi yakan.
Masalları güldürür ama! Uydurma olduklarından. Lakin ates olmayan yerden de duman çıkmaz.
Kimileri böyledir işte
Görsen anlaşılmaz, duysan inanılmaz.
Tanımak için, oturmak gerektir
sofralarına, kınamadan.
Çünkü onlar; sonbaharı kaşıklayıp,
zemheriye banarlar ekmeklerini.
Çağla çiçekleri doludururken
kadehlerine, yaz yağmuru sızar hüzünlü
gözlerinden...
hey yavrum heyyy
meme görünce nasıl da koşa koşa geldiniz
ayıptır
günahtır
et'meme'lisiniz
eyle'meme'lisiniz
elle'meme'lisiniz
her gördüğünüz memeyi
meme zannet'meme'lisiniz
yahu
hani
şambrel bir yerinden şişer de meme yapar ya
hah işte bu meme o meme
kimlerle muhatabız arkadaş yuh yani
cık cık cık
bakın şimdi canlarım
hani böyle daralır
daralır
daralır
daralırsınız da
sıkar
sıkar
sıkarsınız ya bi'tarafınızı
sonra da
şişer
şişer
şişer ya bir yeriniz hani
ardından
yeterrrr ülennn diye diye
patlarsınız ya hani içten içe
o hesap işte
sıkmayın yani kendinizi
meme yapar
memeli memeli gezersiniz
siz de
kuş kadar hafiflemelisiniz ki
meme/lenmeyesiniz
ama
çok da gevşe'meme'lisiniz
sonra da karşıma dikilip
demedin de'meme'lisiniz
bir de şey var
insan seviyorsa git'meme'li
gitmediyse de
seni seviyorum be adam demeden öl'meme'li
gerisi sizi ırgalamaz
özeldir
mahremdir
bil'meme'lisiniz
..
not:
bu da şiir mi diye gül'meme'lisiniz
şiir değildir kendisi
yav kimseye gül memeli demedim ki ben
gül'meme'lisiniz dedim
pes yani
..
Uyandırdım kör yüreğimi
Cehennem yangınlarından çıkardım.
Kim anlar ki özlemin çığ
Kim anlar ki ,
Mavi yangınlarımı.
çiçeklenirim şiirlerle..
Gün olur rüzgar bir türkü olur.
Eser sevda saçlarımın telinde.
Yıldızlar dökülür avuçlarıma.
Sağım güneş,
Solum güneş olur..
Gün olur,
Dağınık şiirlerle toplarım hatıralarımı.
Gezerken kah düşlerin çıkmazında,
Kah denizlerin dehlizlerinde.
Gün olur yazarım bizi.
Yazarım ben yine..
Hiç dağlara küs gezer mi ceylan.
Kuruyan dudaklar nefeslenir ,
bir damla suyla.
// İki taş arasında çiçek açar şiir//
Bir türkü der, turnalara tutun da gel,
Çiçeklenirim şiirlerle
Her gün her gece..
Esinti G
bir yaz gecesinin
ruh haliyle salınıyor salkım söğüt
güneş sıcaklığı esiyor dallarında
yedi öykünün içinden geçen keder
dağılıyor karanlığın içinde
ayak sesleri çoktan dinmiş gidenin
bi çiçekler anladı bunu
yalnızlıktır şifası
ıssız kalan gönüllerin
yumsan da gözlerini
içinde gülüşen tüm renkleri gördüm ben
b.