Menzili meçhul bir sokağa
sırtımda kederinle biçilmiş
hırka içinde seni taşıyorum
Dokundukça kanayan
kanadıkça kutsallaşan
erişilmez uçurum çiçeği gibi
daha da mahrem
daha da dokunulmaz kılıyorum seni
Kurumuş nehir yataklarında
çatlamış toprak sükûtu
artık çocuk düşlerine
beşiklik etmiyor bu uğultu
Suları çekilmiş
hayatın tortusunda
yitik bilyeler
yarım kalmış gülüşler gömülü
Semadan süzülen
yıldız tozları
kirlenmiş avuçların arasından sızıp
birer birer söndü
Ben hâlâ sadakatle
yaslıyorum şakağımı
bir taşın dilsizliğine
bir kapının küflü eşiğine
Bundandır saçlarımın
buram buram
vatan ve toprak kokusu
Adın zihnime cemre gibi
düşüverdiği an
üzerime çullanıyor
gölgelerden örülmüş
devasa orman
Sevdaya doğru attığım
her ürkek adımda
kadim bir lanetin
mührü sökülüyor uykusundan
Zamanın tam ortasından
Hep ayrılığı fırlatan
bin ok geriliyor yüreğime
Demir pençeli kuş
göğsümün kafesinde
parçalıyor sükûnetin perdesini
Bakışlarımdaki
ataların taş kesilmiş
mağrur kederiyle
Sana kısık gözlerimle
Kırışan alın çizgilerimin arasından
bakıyorum şimdi
Sessizliğimle
dizginleyemediğim bir öfke bu
biraz sığındığım liman
biraz da beni yakan yangın
On dört köyü küle çevirdim
on dört deli rüzgârla
on dört uykusuz gecenin
kör karanlığında
On dört duasız ağız
on dört sabır taşını çatlattı
on dört alevin rahminde
ateşimle
ilahi bir hınçla yandım
bakışınla bin yıllık
bir destan uyanırdı
hikâyende binlerce dilsiz çığlık
on dördüncü sabahın şafağında
Kırmızı ejderi
uykusundan uyandırdım
Mührü bastım
kıyameti göğsüme buyur ettim
Gündüzü çorak bozkıra
gecesi kor bir cehenneme taşan
bir ömürdü bizimkisi
sınırları hüzünle çizilmiş
tapusu acıyla mühürlü
Adımladığın karanlık vadileri
avuç içim gibi bilirim
derin boşluklarında
seni aradım hep
her köşe başında
biraz daha yitildim
her rüzgârda
biraz daha kendimden vazgeçtim
Daha da kaybolmuş haldeyken
yaktım şiirlerdeki seni
sen içindeki beni
_beyhude
Biliyor musun?
Değişmeyen sadece benim!
Afili söylemler duyarken kulaklarım
Fiillerin kahpe görselliğinde
Aldanışın yıkımınadır buhranım…
Sussam kırılır cümleler bilirim!
Bulutlar doluşur şiirlerime
Bir baykuşun ağıtı gibi
Mavi kesilir gece süzülemem…
Kabuğunu kırmaya çalışan
Yavrunun mücadelesini düşün?
Doğmak isterken sana
Yılanın iştahı bekliyormuş başımda…
Biliyor muyum?
Ejderhanın saklandığı ini
Ben değildim seni oraya atan
Sendin onun alevini kendine vatan kılan
Desem ki tüm bunlar yalan!
Üzülür gerçeklerim
Gerçeğine ağlar…
Burkulan kalbimin yırtığısın
Ritim tutmaz musikisi artık
Görüneni anlat bana
Görünmeyenden uzaktayım nasıl olsa…
Bilinmiyor!
Kim kimde saklı,
Acıtıyor aldanışlar
Kaç kez vurulacak bu sine,
Kim ya da kiminle?
İnanmanın maliyetini
Yine ben öderim
Ödemişim, çok çok kere…
saat sabahın üçü
penceremden yıldızları seyrediyorum
sokaktan bir ayyaş geçiyor
dilinde gurbet şarkıları
ve arkasından aylak bir köpek
polisler devriye geziyor
şehre hüküm sürmüş yalnızlığı yırtarak
seni düşünüyorum
ellerine dokunuyorum
gözlerini yeniden keşfediyorum
fizik kurallarını altüst ederek
sonra semanın gece bekçileri yıldızlar birer birer sönüyorlar
ezan sesleri yükseliyor göklere
ve güneş bütün ihtişamıyla ben geldim diyor
ben yine seni düşünüyorum
güneşin kızını
Karanlığın sesini duyuyor musun
Sessizliğin üstünde bir şedde
İki kere susuyoruz artık
"Susmalara iki kere şiir oku"
Sen şiirden başka ne bilirsin
Ben seni şiir gibi içmekten başka
İlerleyebildim mi sonun olmaya
Üçüncü şiiri de oku
"ölüm koksun ölümsüzlüğüne"
İki savaş
Bir deprem görmüşlüğümüzle
Üç kere ölen bedenimizdeki aşkla
Yine yeniden
Sevgi renginde biz dökülsün karaya
Siyah ahımı tut gece rengi ellerinle
"eyyy gece"
Ahım da 'boşluğuna' tutulsun
.Kuz'gun,
1.
Bir yerden başlamalı, siyahı önce griye sonra da beyaza açmalı.
Düşerken bile manzaranın tadını çıkarmalı.
En başta bahanelerden kurtulmalı,
Nedenlerin bir önemi olmamalı.
İçine nefes üflenmiş bu çamuru yaşatmalı, yaşatmalı.
2.
Sırasız devrik cümlelerimle çözememiştim çoğu yaşanmışlığı.
Zamanında harcamak için biriktirmez mi insan?
Ben biriktirdim ama hiç harcayamadım,
Harcayabileceğimi de zannetmiyorum.
Olsun, bunu başaranları izlemek de güzel.
Duygularımın önünde duramıyorum, oysa dalgakıranlar inşa etmiştim önlerine.
Taşıp duruyor, hem kendimi, hem de başkalarını zor durumlara düşürüyorum.
O masum çocuk ne zaman öldü, onu düşünüyorum.
Hatırlamam gerekiyordu.
3.
Ucundan sımsıkı tuttuğum dalın çatırdadığını duyuyorum.
Çok tırmandım kendi içimde, ama vaktinde inmeliydim işte.
Egomu yonta yonta, talaş parçacıklarına çevirmeli,
Sonrasında da etrafı süpürmeliydim onlarla.
Neticesinde korkuyorum.
Hiç ayrılamamaktan bu kokuşmuş dünyadan.
Hep aynı şeyleri yaşamaktan, yaşatmaktan.
4.
Öylesine davranışın böylesine sonucu işte.
Hayat bana gülerken ben ciddiydim,
Ben gülerken hayat ciddiydi.
Hiçbir zaman anlaşamayacağımız belliydi, belliydi.
C.B.
Semânın geniş ufkunda
bir kuş geçer sessizce.
Ağır bir rüzgâr kanadında,
yüreğinde görünmez bir hürriyet...
Arzın gürültüsü altında
nice gönül zincir taşırken,
kuş yalnız göğe bakar.
Kederini semâya yazar.
Özgürlük dediğin,
uzak diyarlara gitmesi değildir kuşun.
Ruhunun,
kendi göğünde kanat çırpışıdır.
Düz çizgiler çizemez herkes.
Eğri büğrüdür, bazılarının kalem izleri.
incecik patikalar olușturur șiirleri dik
yamaçlarda. Yürüyen, yorulsun istediklerinden
Hele bi git! öykülerinde, köy yolları gelir gözünün önüne hemen. Tozu, genzi yakan.
Masalları güldürür ama! Uydurma olduklarından. Lakin ates olmayan yerden de duman çıkmaz.
Kimileri böyledir işte
Görsen anlaşılmaz, duysan inanılmaz.
Tanımak için, oturmak gerektir
sofralarına, kınamadan.
Çünkü onlar; sonbaharı kaşıklayıp,
zemheriye banarlar ekmeklerini.
Çağla çiçekleri doludururken
kadehlerine, yaz yağmuru sızar hüzünlü
gözlerinden...
hey yavrum heyyy
meme görünce nasıl da koşa koşa geldiniz
ayıptır
günahtır
et'meme'lisiniz
eyle'meme'lisiniz
elle'meme'lisiniz
her gördüğünüz memeyi
meme zannet'meme'lisiniz
yahu
hani
şambrel bir yerinden şişer de meme yapar ya
hah işte bu meme o meme
kimlerle muhatabız arkadaş yuh yani
cık cık cık
bakın şimdi canlarım
hani böyle daralır
daralır
daralır
daralırsınız da
sıkar
sıkar
sıkarsınız ya bi'tarafınızı
sonra da
şişer
şişer
şişer ya bir yeriniz hani
ardından
yeterrrr ülennn diye diye
patlarsınız ya hani içten içe
o hesap işte
sıkmayın yani kendinizi
meme yapar
memeli memeli gezersiniz
siz de
kuş kadar hafiflemelisiniz ki
meme/lenmeyesiniz
ama
çok da gevşe'meme'lisiniz
sonra da karşıma dikilip
demedin de'meme'lisiniz
bir de şey var
insan seviyorsa git'meme'li
gitmediyse de
seni seviyorum be adam demeden öl'meme'li
gerisi sizi ırgalamaz
özeldir
mahremdir
bil'meme'lisiniz
..
not:
bu da şiir mi diye gül'meme'lisiniz
şiir değildir kendisi
yav kimseye gül memeli demedim ki ben
gül'meme'lisiniz dedim
pes yani
..
Uyandırdım kör yüreğimi
Cehennem yangınlarından çıkardım.
Kim anlar ki özlemin çığ
Kim anlar ki ,
Mavi yangınlarımı.
çiçeklenirim şiirlerle..
Gün olur rüzgar bir türkü olur.
Eser sevda saçlarımın telinde.
Yıldızlar dökülür avuçlarıma.
Sağım güneş,
Solum güneş olur..
Gün olur,
Dağınık şiirlerle toplarım hatıralarımı.
Gezerken kah düşlerin çıkmazında,
Kah denizlerin dehlizlerinde.
Gün olur yazarım bizi.
Yazarım ben yine..
Hiç dağlara küs gezer mi ceylan.
Kuruyan dudaklar nefeslenir ,
bir damla suyla.
// İki taş arasında çiçek açar şiir//
Bir türkü der, turnalara tutun da gel,
Çiçeklenirim şiirlerle
Her gün her gece..
Esinti G
bir yaz gecesinin
ruh haliyle salınıyor salkım söğüt
güneş sıcaklığı esiyor dallarında
yedi öykünün içinden geçen keder
dağılıyor karanlığın içinde
ayak sesleri çoktan dinmiş gidenin
bi çiçekler anladı bunu
yalnızlıktır şifası
ıssız kalan gönüllerin
yumsan da gözlerini
içinde gülüşen tüm renkleri gördüm ben
b.
Zayide’ye Anasından Mektuplar
“-Canımdan çok gıymetli yavrım,
Zayidem
yüreg sızım ,bidenem
evimin harımı,
kilimin altına süpürdüğüm derdim
gara çalım
anacığının hayır duasını alası ,
mutlu günler göresi
tüm muradlarına eresi gözel gızım
gış güneşim balbedimim
galbimde incecikten sızım.
Seni çok özledig.
gurbed guşum gapının çanı çalmaz
damda ki goca goyun süt vermez
mayalarım yoğurdu maya dudmaz
ataşlarım ocakda ki çalı ataş almaz,
yavrım gınalı guzum ,
zabahları güle düşen çiy danem.
Hayat gerçeğim erik dalı gibi narinim
çitlettiğim çigdemim
kelebeg gibi kibarım,
süt darım, gara tavığım,
padişah gavuğum
camlarda buharım
sen ananın,
galbinde yanan ataş, harsın
bütün melekler etrafında dönecise”-.
“-Deycegsin ki ,
“-ana bana bedduamı edip durun”-
gızım keşkeğim ,çırpı bacaklım
anaların duası böyle olur gari
anlayıve tapan başlım,
gara gaşlı oğlan doğurasıca
al duvaglı dilsiz gelin getirip de
gazanda gaynayan gaynana olacısa
ne diyem Zayidem?"-
"-Bag bana a(ğ)zım var
dilim yok emme
ginede gaynanayım işdecig
bag,bag bizim sarı süpürge
gelin bene ne dedi bi dinleyevi
nastı bacak süslü gahpe
"-Bag gelin dedim ,gulani aç dinle
benim gül gulamda olusa
o gün benm neşem yerindedir
yog gül elimde olusa canım sıkkındır
eğercime gül yogusa bende
bilki ters günümde yaklaşma dediydim
ah ah Zayidem ne desin
çatal dilli, davul tokmağı gelin"-.
"-Gaynana, gaynana
sandalyemi atarın bahçaya
bacak, bacak üstüne atarım
sigaramı yakarım
sen o gülü nerene takarsan tak
ben keyfime bakarım "- dimezmi.
Şimdilig mekdubuma burada son verirken
gocuman ırabbımın huzurunda secdelere varasın emi gızım
anan düğüncü Vesile”-…
Çamalan şiiri