Gece yarısı, klavyelerin ışığı altında @-boran- sessizce bekliyordu; gökyüzünde harflerin uçuştuğu bir rüya ile baş başa… Tam o sırada, cep telefonunun titreşimiyle ortaya çıktı
@Abdullahkaçmaz, “Hadi bakalım, kim kaçabilir ki bu şiirsel labirentten?” diye sırıttı, ama labirent aslında kelimelerle örülmüştü.
Bir köşede, eski harflerden el yapımı şiirler karıştıran
@Absent, kaybolmuş imlâ işaretlerini topluyor, her bir virgülü bir yıldız gibi gökyüzüne seriyordu. O an, gölgenin içinden sıyrılan
@Ahmet Coşkun, elinde kahve fincanıyla “Ben bu şiirden çay demlemeden çıkmam” diye bağırdı ve kahvesiyle zamanın akışını durdurdu.
Hemen ardından, her mısrasını e-posta adresine dönüştüren
@Ali34ali.21
@gmail.com, “Mail kutum dolu, ama ruhum hâlâ boş” diyerek bir satırda kayboldu. Ve işte sahneye, rüzgâr gibi süzülen
@Almira girdi; her kelimesi bir tüy gibi hafif, ama hafifliğinde dev bir ağırlık taşıyordu.
“Ne zaman geldik buraya?” diye sordu kendi kendine,
@Anlamsız Cümlelerin Gizli Öznesi. Çünkü herkes farkında olmadan, onun gizli özne olduğu cümleleri tekrar tekrar yazıyordu. Ardından
@AntepLi, baklavalarıyla şiire tat katıyor, şeker gibi mısralar bırakıyordu.
@Aren, gökyüzüne fırlattığı metaforlarla, yıldızları matematikten kurtarıyordu.
Ve tam o anda
@Aykut, bir dakikalığına ciddi oldu, sonra ciddiyetini kaybedip, “Burada mantık arayan varsa çıkış kapısını ters bulur!” diye bağırdı.
@Azura, dalgaların rengini şiire dökerken,
@Bahçe kendi köşesinde çiçeklerle bir imge savaşı başlattı.
“Ben de varım!” dedi
@Barış, ama onun barışı, kaotik bir uyumun parçasıydı.
@beyhudeninkalemi, boşu boşuna yazmadığını kanıtlarcasına, her boş sayfaya kahkaha çizdi.
@BihterZiyagil, dram ve aşkı karıştırıp bir damla gözyaşıyla okuyanları büyüledi.
Bir köşede
@Binam, dijital bir dağınıklığın ortasında şiirsel bir düzen yaratıyor; yanındaki
@birsevda, sevdanın kendine özgü aksanıyla her satırı öpüyordu. Gölgeler arasında dolaşan
@Black_sky, karanlığın mavi tonlarını her kıta arasında serpiştiriyordu.
Ve işte @Çağdaş Durmaz, zamansız bir şekilde, her anı çağdaş bir metafora çeviriyordu;
@cümle kaçağı, her kaçan cümlenin peşinden koşuyor, “Dur bakalım, nereye gidiyorsun?” diyordu.
@daliXmelodi, sürreal notalarla kelimelere ritim veriyor,
@delikızınülkesi ise kelime deliklerini bulup içine kendi fantastik hikayelerini sokuşturuyordu.
Tam sahneye çıkacakken
@Devrim, her dizede küçük bir ihtilal başlatıyor;
@Düş Sokağı ise düşleri sokaklara döküp, onları gerçekmiş gibi gezdiriyordu.
@efsane, sadece adını söyleyerek efsane yaratıyor;
@Elif Erdem, her harfi bir mücevher gibi parlatıyordu.
“Bunu unutmayın!” dedi
@elif.kurt, çünkü her kurtarma operasyonu bir şiirsel kahramanlıktı.
@Faruk, “Ben buradayım ama aslında oradayım” diyerek varlık ve yokluk arasında dengeyi sağladı.
@Ferhat Parlak, aşkı ateşle yazıyor, her kıta bir kıvılcım bırakıyordu.
Ve böylece,
@fihaha kahkahalarıyla satır aralarına girdi,
@firdevsyoreoglu ise eski destanları karıştırıp modern bir sihir yarattı.
@GüL, her mısrasını bir gül gibi açtırdı,
@Hayal Denizi, hayalleri dalga dalga yayıyordu.
“Bir dakika…” dedi
@Hayrettin DEMİRTAŞ, kelimelerin hukuku üzerine ciddi bir tez hazırlıyordu, ama sonra
@Hilmional gelip, bütün ciddiyeti absürtlükle yok etti. Satırlarda satranç oynayan
@istchess,
@KahKaha ile bir hücum planı kurdu;
@karan_, karanlıkta fısıldayan metaforları ortaya çıkardı.
Ve tüm bu kaosun içinde,
@Kenan Gezici, her detayı gezer gibi takip ediyor;
@Kırağı, mısralara sabahın serinliğini serpiştiriyordu.
@Ksndlemdk, gizemli bir şifre gibi, sadece bazıları çözebiliyordu.
@Kuzgun, karanlık kanatlarını açıp kelimeleri göğe fırlattı;
@Mavi Mavii, gökyüzünü gölgelemeye gerek duymadan her satırı maviye boyadı.
Tam herkes sahnede dans ederken, AlayınaŞiir.com’un yeşil tahtası titredi. Özgür karalama alanı, sonsuz bir deniz gibi açıldı; isteyen buraya mısralarını, şakalarını, absürt hayallerini yazabiliyordu. İşte o an, biraz ihmal edilmiş gibi görünen ama aslında merakla beklenen kahramanlar ortaya çıktı:
@MehmetUgur, “Ben de varım!” diye yazdı, yanında
@Mehpare, gülümseyerek kendi rüyasını çizdi.
@MELAHAT ÇETİNKAYA, eski defterleri karıştırıp bir şiir patenti çıkardı;
@Mezarkabul, ölüm ve yaşamın sınırlarını yeşil tahtaya taşıdı.
@Murat, düz satırları kıvrımlı bir dansa çevirdi,
@Nisyânî, unutulmuş kelimeleri hatırlattı,
@Nou, “Yeni bir başlangıç zamanı!” diye bağırdı.
Ve böylece,
@Omer Altun ile @ömeryücekaya, el ele verip zamanın akışını durdurdu;
@Osman Akçay, her durgunluğu şiirsel bir dalgaya çevirdi.
@peykeryöreoğlu, kelimeleri göğe fırlattı,
@Rüzgârın kızı Nebi, rüzgârı avuçlarına sığdırdı.
Son sahnede, herkes kendi rengini ve hikayesini AlayınaŞiir.com’un yeşil tahtasına bırakıyordu:
@ShakespeareHazretleri, dram ve komediyi harmanlayıp tahtaya düşen bir kahkaha balonu bıraktı;
@Siyah Peron, gizemli bir tren sesi gibi her satırı titretti;
@süphan, absürt bir şapka takıp kelimeleri uçuran bir sihirbaz gibi hareket etti;
@Talya, mısraların arasına renkli konfeti serpti;
@TebeŞiir, uçuşan kelimelerin peşinden komik bir kovalamaca başlattı;
@testuye, şiirin ortasında kendi minik fırtınasını yarattı;
@üçrenk, üç farklı duyguyu tek bir dizeye sığdırdı;
@uykusuzadam, uykusuzluğunu şiirle dans ettirip gökyüzüne serpti;
@Vaveylaa, her fısıltısını rüzgâr gibi tahtada dolaştırdı;
@Venüs, imgelediği yıldızları satırlara iliştirdi;
@wolf's son, geceyi ve kahkahayı bir araya getirip kendi minik ay ışığını parlatırken;
@yarbey10, absürt bir şekilde şiire kaybolan bir adım ekledi ve herkesin adımlarını karıştırdı.
Artık kimse dışarıda değildi. Herkes, AlayınaŞiir.com’un yeşil tahtasında kendi rengini, kendi küçük hikayesini ve absürt macerasını bırakmıştı.
Ve böylece, Rumuzlar Alemi’nin ilk gecesi, bir serüvene, bir kahkaha tufanına ve sonsuz bir mısra denizine dönüştü…
Her rumuz bir kahraman, her satır bir macera…
Ve siz, AlayınaŞiir.com’un özgür karalama tahtasında, artık bir parçasısınız.