Yeşilin tarifsiz haliydi
Ne bir canlıda ne bir yaprakta
Öyle ki kalpten alınmış dokusu
G/öze sinmiş tarifsiz kokusu
Kimse bilmedi
Zira o benimle birlikte
Kimsesizliğimi seçti…
Minnak bir buğu vardı
Tarifsiz yeşilinde
Öyle derindi ki
Sızmadan duruyordu
Elifin duruşu gibi vakur
İnancın azameti kadar
Büyüktü!
Her atışın melodisine tutsaklığı
Edep sınırından bakışını örtüyordu…
Desem ki!
Everest kıskanırdı
Mana sığdırılamaz büyüklüktü boyuna
Minik cüssesinin ağırlığını
Taşıyabilecek hiç bir kuvvet
Çıkmaya cesaret edemeyecekti
Taşıdığı adın güzelliği karşısında…
Rüzgarın savurmaya çekindiği
Her biri matemle yıkanmış
Örgülenmiş çileyle yanmış kül olmuş
Başından beline inmiş yol olmuş
Gönlüme sarılmış ipek saçların…
Lehçeme sığmayan arzuhalimden
Kınalı ellerin tutsun elimden…