@Aren
20.02.2026
Gecenin Nefesi
Ey güneşimi perdeleyen siyah gölge…
Ey güneşimi perdeleyen siyah gölge
Fısıldama yırtıklarından yıldızları sessizliğ/im/e
Özrün kabahatten büyük olsa da
Birkaç gün ışığı saklamış/ım
Ay, geç kalmışlığına üzülmesin diye!
Kırgın vakitler tohumlanmış
Karanlığı delen sokak lambaları altında
Kaç sancı uyuyor kim bilir
Soğuk bağrına yaslanmış ağrıyla
Kelek karpuz sesi gibi esner yıldızların
Her bir frekansı ayrı parazit
Hüznüme eş ağır/lık
Karanlığın/la çöker omuzlarım/d/a…
Şimdi!
Sevgiliye giden yol
Birkaç ateşböceğine kalmış
Onlarda takatsiz kalacaksa
Zifirin koyusuyla demle çayı
Bu sohbet hayli uzun olacak
Yine de unutma
Aydınlık en karanlık anından başlar
O ana kadar hüzün/l/e sarma/lama/nın tadını çıkart…
Her akşamın ertesinde
Şaşmayan bu vakitlerde
Kırık bir ezgi
Sareban okşar kulaklarımı:
‘’ Ey kervancı, ey kervan!
Leyla’mı nereye götürüyorsun?
Leyla’m, canım ve yüreğim olduğu halde?
Ey kervancı, nereye gidiyorsun?’’
Karanlık yollarda fener alayı gibi
Gökyüzünde serpili kırıntılar
Ben bana mahkûm
Koşmaya mecalsiz adımlar/ım…
--Gül kokuş/lu/m
Ten yarem!
Çöken karaltıyla silindi menzilimden gölgen
İçimde ne/n varsa eksildi
Yerini dolduruyor
Ölümü dahi kıskandıran matem!--
Çöl kuyusu gibi damla susuz
Berrak karalar bağlanmış/ım
İçe dökülen feryatlarım
Geceyle değil aslında
Ben seninle kararmışım!
6
11