dünyanın sökülen köşesine astım kendimi
uçuşup durdu yüzyıllarca bedenim
bir ipin ucunda unutulup kaldım sonunda
sahipsiz çamaşırlar gibi
çözülmedi boğazımdaki ilmik
gece bile yakıp kavurdu güneş tenimi
ufalanıp dağıldım sonunda
ezilip hor görülmüş taşlar gibi
bir boşlukta
kaybederken son direncini
anladım
yalnızlıktan çıkarmış insanın
göğsündeki son nefesi
kapanınca tüm yolların
söylesene
ayakların nereye gider
kandıramazsın işte
ne yapsan da
peşindeki karanlık gölgeleri
tütün basıp kapanacak gibi değil ki yaram
benim kanayan yanım
senin gördüğünden çok daha derindi
kaç sigaranın dumanını sürsem de tenime
ne kadar boyasam da geceyi
hiçbir şey saklayamadı
ruhumdaki kimsesizliği
denemedim değil aslında
sayılı gün çabuk geçer diye
her gün bir kere daha
çizdim kalbimin kanayan yerini
hatta
usanmadan veda provaları bile yaptım
sahipsiz bıraktım acımadan
gökyüzüne yolladığım balonların iplerini
ama
sonunda çaresizce kabullendim
bazı şeylere
hiçbir zaman hazır olamıyor insan
bir türlü sindiremiyormuş kimsesizliğini
işte bu yüzden
halen saklıyorum cebimde
güya veda ettiğim
o balonların iplerini