vakit azalmaya başlayınca
çığırtkan bir kuş gibi
olabildiğince telaşlı
olabildiğince ürkek
kabulünce acı ve kederle doldurup geçti gölgeler içimden
derime saplanan her iğnenin zoruyla
uykuya dalmanın imkanı da kaçınca gözlerimden
kimsenin istemediği telaşları koynuma alıp
uyduruk masallarıma
kahramanlar yarattım bulduğum her çerçöpten
dilime sömürgen bir acı yuvalandı sonra
ne zaman ağzımı açacak olsam
biri anlamları söküp alıyordu sanki kurduğum cümlelerden
ben sustum
sustum ama
inan boşuna değildi
çünkü
ne zaman konuşmaya çalışsam
bir harfin daha eceli oluyordum istemeden
bu delirten sessizliğin
çekilemeyecek kadar da gürültüsü vardı inan
çoğu zaman bir uğultudan öteye geçemedi duyduğum diğer sesler
konuşulup anlam veremediğim her bir söz ise can çekişti
öylece boşluğa kayıp gitti sanki ellerimden
sonunda
nihayet zaman dolduğunda
diz çökmenin lanetli kaderine boyun eğince ayaklarım
yalan yok
artık kurtulmak da istemiyordum sıkışıp kaldığım bu kördüğümden