Yarım bir hikâyenin kırılmış yüzünde kamburum.
Tozlu harflerin sesine değerken nefesim,
İçime hapsolan güneşin kırılan dalgası yüreğim.
Bakma öyle;
Gözlerinin buğusu ile bakma,
Ah eder şavkın yüzüne.
Zihnim bir lâhit gibi, sense saklımdasın.
Bir rivayeti doğuruyor ay gecenin üstüne.
Ve hangi paragrafa ilişse ruhum,
Gölgene esir düşüyor.
Donuk bir dünyanın kolları çok mu soğuk, ne?
Kara bir lehçeyi heceliyorum.
Titremenin zemherisinde
Noktaların omzuna düşüyor,
Ve üşüyor yorgun bedenim.
Her virgülde kendime somut deliler sunarken,
Soruların cevapsızlığında tutuşuyor fecr-i fecir bulutlar.
Öyle sağanak bir yol ki zaman;
Bitti, biliyorum.
Bitti dediğim yerde
Neden doğuyorum, bilmiyorum.
Hepsi bu...