@Mehpare
14.03.2026
KURŞUN ÇİÇEKLER
Ayakkabılarım çamura gömülü…
Ayakkabılarım çamura gömülü
üzerime basan bir cesedin göz çukuru gibi soğuk.
Toprak emmiş bütün kirleri
ama kusmaya hazır yine çocukların kanını
Çığlıklar saklanmıyor artık
her biri et parçası gibi duvarlara yapışmış.
Annem “gözlerini yum” derdi
ben göz kapaklarımı içten dikiyorum,
bakarsam parçalanmaktan korkuyorum.
Beyaz bebeğim şimdi gri.
Bir kolu yok.
Karnında kurşun deliği,
içinden sesler sızıyor geceyle birlikte.
Gölgelere elimi uzatsam
bir kesik uzanır mı bana?
Ya da bir kopmuş parmak mı tutar avucumu?
Patlamalar tutuk bir ritimle sürünüyor:
şarapnel çocuk kemiklerine sürtünüyor
ve ben her sese bir yüz yakıştırıyorum.
Tanrı artık dua kabul etmiyor.
Belki çoktan öldü
belki bizimleydi cephede,
şimdi çürüyordur siperlerde.
Duvarımızda ateş lalesi vardı,
şimdi barutla çizilmiş bir çiçek
açıyor siyah taç yapraklarını
bir merminin başucunda.
Kokusu yanmış et,
ve annemin saçlarının son kümesi.
Kuşlar öldü ama ötüyor hala
gagalarında bağırsak,
kanatlarında pişmanlık.
Ben konuşmuyorum artık.
Dilimi geceler önce ısırdım
şimdi damağımda bir yara gibi susmak.
Paslı bir madalya taşıyorum
avuçlarımda değil,
ciğerlerimin tam ortasında.
Yıldızlar patlamayan mermiler gibi,
tenimi öpmeden geçiyor.
Onlar da ölümü bekliyor,
benim gibi: sabırla, utanarak, korkarak.
Babam…
Toprakta çınlayan bir ayak sesi şimdi.
Kafatasını ben buldum geçen hafta,
bir kaskın içinde dişleri hala sıkık
En son sessizlik ölür savaşta.
Sonra çocuklar.
Sonra rüyalar.
Ben hala hayattaysam,
kurşun çiçeklerin
büyüsüne kapıldığım içindir.
BU ŞİİR SAVAŞLARDA ÖLEN MASUM ÇOCUKLARA İTHAF EDİLMİŞTİR
MEHPARE 2025
İNSAN SOFRASINDA ÇIPLAK RUHLAR KİTABIMDAN

5
15