Sıyrılıp gelsek şu dünyanın telaşından,
Ben ipini koparmış bir uçurtma olsam;
Rüzgarı dizginleyip, bulutların arasından,
Mavi sonsuzluğa doğru kanat açsam.
Sen ardımda nazlı bir kuyruk gibi,
Rengarenk fistanınla sürüklensen benimle.
Kaderimiz bir olsa, bir kuşun uykusu gibi,
Güneşi selamlasak en derin sevgimizle.
Ne yerin çekimi kalsa, ne o katı yasaklar,
Sadece rüzgarın fısıltısı kalsa kulağımızda.
Bizi ancak bu uçsuz bucaksız boşluk paklar,
Aşkımız asılı kalsın o gök kuşağında.
Ne yönümüz belli olsun, ne de varış yerimiz,
Sen süzüldükçe ben biraz daha yükselsem.
Gökyüzünün bağrında, sadece ikimiz,
Bir nefeslik özgürlükte kaybolsa benliğimiz