@wolf's son
08.03.2026
Sözün bittiği yer
Bitti o tantana,…
Bitti o tantana,
o büyük gürültü dindi.
Aşk’lı şiirlerim olmayacak artık benim,
Mürekkebi kuruttum,
defteri en alt rafa kaldırdım.
Öyle derin manalar, ince sızılar falan beklemeyin;
Ben hayal kurmayı bile çoktan bıraktım.
Zira hayal, uyanınca canı yananların işidir,
Ben artık uyanmıyorum o uykulardan.
Yaşamak nefes almaksa eğer sadece,
Tamam, söz veriyorum;
bunu yapacağım.
Sabahları vaktinde uyanacak,
akşamları ışığı söndüreceğim.
Bir ot gibi, hissiz rüzgar nereye eserse oraya...
köksüz ve gürültüsüz.
Toprağın üzerinde bir gölge gibi durup,
Güneşin doğuşuna da batışına da
aynı boşlukla bakacağım.
Yüzümde insanımsı bir maske
Güleceğim gerektiğinde,
"nasılsın" diyenlere "iyiyim" diyeceğim.
Kimse anlamayacak içimdeki o buzdan sarayı,
Kimse görmeyecek duygularımı gömdüğüm o kuyuyu.
Sadece nefes alacağım,
bir beden olarak meşgul edeceğim bu dünyayı.
Ne bir mısra peşinde koşarım bundan sonra,
Ne de bir bakışın peşinden sürüklerim gururumu.
Kelimeler artık sadece ihtiyaç duyduğumda var,
Ruhumu anlatmak için değil,
günü kurtarmak için.
Söz bitti, perde kapandı, alkışlar kesildi.
Kendi sessizliğimin içinde kaybolurken,
kendime söylüyorum:
Artık yazmayacak kalemim.
Masanın üzerinde
bir yabancı gibi duracak o ince gövde,
Ucu kağıda her değdiğinde
canımı yakan o keskinlik bitti.
Ben artık sadece yaşıyorum,
Anlatmıyorum.....
@@@@@@@@@@@
Artık göğsümün içindeki o hırçın yangın
yerini, uçsuz bucaksız bir karanlığa bıraktı...
Kimsenin ayak izinin düşmediği,
rüzgârın bile esmekten yorulduğu o dilsiz coğrafyadayım.
Bir zamanlar dünyayı ateşe veren o hırçın kelimelerim
şimdi buzdan bir zırhın altında uyuyor;
ne akmaya mecali var, ne de taşmaya niyeti.
Bakışlarım, vaktin kıyısında asılı duran sahipsiz bir fener gibi.
Işığı ne yolu aydınlatıyor, ne de bir yolcuyu bekliyor.
Sadece yanıyor, öylece, kendinden habersiz.
İnsanın içine işleyen o derin sızı,
yerini muazzam bir kayıtsızlığın huzuruna terk etti.
Artık ne bir bakışın kuyusuna düşerim,
ne de bir tebessümün ipine sarılırım.
Masanın üzerinde duran o kalem
artık ruhumun dili değil;
sadece zamanın elinde tuttuğu soğuk bir nesne.
kağıdın beyazlığına dökülen her damla, bir yarayı deşmek için değil,
sadece günü devirmek için var.
Alınan her nefes, bir mucizenin kanıtı değil,
sadece bir zorunluluk artık.
Şehirlerin kalabalığında,
kalabalıkların yalnızlığında bir gölge gibi süzülüyorum.
Kimse o buzdan sarayın surlarını aşamayacak,
kimse o derin kuyunun dibindeki sessizliği bozamayacak.
Çünkü ben, kelimelerin bittiği o son istasyonda, valizimi bile almadan indim.
Varlığım artık bir beyan değil, bir boşluktan ibaret.
Sesim yok, rengim solgun, iddiam sönük.
Ben artık sadece bu evrenin sessiz bir tanığıyım;
gören ama söylemeyen, duyan ama irkilmeyen...
bu son olsun
artık yazmayacak kalemim
Wolfs son ( Mesut Örs )

10
16