emanet bırakmıştın bana
bir avuç sessizlik
"çok oyalanmam" demiştin.
sessizlik
beklemeyi senden iyi biliyormuş.
şimdi ağzım
emanet eşya dolabı.
konuşacak olsam
anahtarı görevliye teslim etmem gerekiyor.
numaramı ezberledim.
sesim ezberleyemedi sıramı
her sabah
bankonun önünden geçiyorum.
görevli
emanetleri sahiplerine göre değil,
bekledikleri güne göre diziyor.
benimki
arka rafta.
tozlanmıyor.
beklemek,
toz tutmayan tek şey galiba.
geçen gün
bir kadın
yanlış fişi uzattı.
kendine ait olmayan bir valizi
hiç zorlanmadan özledi.
kimse durumu düzeltmedi.
özlemek,
kimlik sormuyordu
öğlene doğru
hoparlörden bir numara okundu.
yerimden kalktım.
geri oturdum.
başka birinin sessizliğiymiş
sessizlik sahibine
sahibi sessizliğine sıkı sıkı dolandı
bir ara dolaşacaklar sandım.
bakarken daldım
akşam olmuş
görevli kepengi indirirken
emanetlerin ışığını kapattı.
karanlıkta
hepsi birbirine benzedi.
yalnız benimki
içeriden
hafifçe öksürdü.