Fotoğrafçı
"Gülümse."
dedi.
Sanki cebimde varmış gibi.
Aradım.
Montun sağ cebinde
eski bir fiş.
Sol cebinde
otobüs bileti.
İç cebimde
bir düğme.
Hangi gömlekten düştüğünü hatırlamadım.
İnsan
kendinden kopan şeylerin
kime ait olduğunu unutuyor.
"Gülümse."
dedi yine.
Bu kez dişlerimi gösterdim.
Fotoğrafçı başını salladı.
"Olmadı."
Haklıydı.
Diş
gülüşün akrabası.
Kendisi değil.
Tam o sırada
yan odadan
bir çocuk kahkahası geldi.
Makine
o tarafa döndü.
Ben de.
Çocuk sustu.
Makine de sustu.
Fotoğraf çekilmedi.
Eve boş çerçeveyle döndüm.
Duvara astım.
Gelen herkes
"Burada ne vardı?"
diye sordu.
"Henüz olmadı."
dedim.
anılar bile
önce yerini seçiyor.