Bir sabah daha doğdu, fakat güneş mahzun,
Bir okul kapısında sustu çocukların yolu.
Çantasında kitap, cebinde küçücük düşler,
Korkuyla büyütülür mü hiç çocuklar söyle?
Bir sıra boş kaldı, bir isim eksildi.
Bir annenin yüreğine koca bir gece çöktü.
Tahtada yarım kaldı belki bir cümle,
"Bugün eve erken döneceğim" diyemedi.
Bir kadın sustu yine, duvarlar duydu sesini,
Gece örtmedi üstünü, sakladı gözyaşını.
Bir el sevgi için uzanmalıydı oysa,
Neden bazı eller acının dili oldu ?
Kadın dediğin korkuyla yaşamamalı,
Çocuklar silah sesiyle uyanmamalı.
Bir ev , sığınak olmalı insana;
Bir okul , hayallerin başladığı yer.
Biz ne zaman unuttuk insan olmayı?
Ne zaman öfke merhametin önüne geçti?
Bir canın değerini anlamak için,
Daha kaç tabutun sessizliği gerek?
Ey insanlık, biraz dur ve bak kendine;
Kırdığın her kalpte senden bir parça var.
Bir çocuğun gözyaşı düşüyorsa toprağa,
Orada bütün dünyanın vicdanı kanar.
Ne kadın eksilsin hayattan,
Ne çocuk korkuyla büyüsün.
Ne bir anne kapıya bakıp,
"Bugün de döner mi?" diye ürpersin.
İstiyoruz ki okul zili çalsın,
Çocuklar koşsun sınıflara neşeyle.
İstiyoruz ki kadınlar yürüsün sokaklarda,
Adımlarını korkudan değil, özgürlükten sayarak.
Çünkü dünya, güçlünün susturduğu değil,
Zayıfın da güvenle nefes aldığı yerdir.
Ve insan olmak;
Bir canı incitebilecek güce sahipken,
Onu incitmemeyi seçmektir.
Bir gün bütün silahlar susar mı, bilmem
Ama biliyorum;
Merhamet çoğalırsa,
Bir çocuğun gözünde yeniden bahar açar.
O gün ne okul kapıları korku taşır,
Ne kadınlar geceden ürker.
O gün insan, insan yük değil;
Merhem ve yuva olur.