Küçük şehirde yaşayan bir kızın önünde büyüyen hayatı, henüz on üç yaşındayken bir gecede tepetaklak olur. Şehri ve kendisinin yaşadığı bu felaket sonucu hayat, ona bambaşka şartlarda yaşamayı öğretmeye başlar...
Çünkü affetmiyor.
Bunca zaman canıma can katıp
yüreğime şen yazıp çıktığım yolun
her yarısında itenleri değil;
Beni her girdiğim evlerinde sahip belleyip
dama uçurdukları pabuçlarımla değil.
Hakkımı helal eyletip
yüreğimi açıkta bırakarak umudumu da
hatrımı da çukura atanları değil;
ben gönlümün en orta yerinden verirken
ölümün hem en sonuna kadar yaşarken
hem de cenneti yaşatırken onlara
her adımda boyladığım cehennemden değil.
Kaybettiğim savaşların,
galip eylediğim ruhların
verdiğim topraklarımı harap etmesini değil;
herşeye rağmen çürüyen,
dağılan her bir karışıma can verenlerin de
çiçeklerimi kökünden koparıp kaçmasıyla değil.
Sevdanın ebedi tonu sevgimi
bu diyarda halbuki sadece misafirken
sahibi sanmaktan affetmiyor göğsüm beni.
İçinde biriken karanlık anıların kurbanı artık
koynuma serilen en koyu örtünün tozuyla savruluyor hayatım...
Mahire