Ey Rahman,
Kamışlıktan ayrılan ney’in Sabâ nefesli iniltisindeyim…
Bu inilti ne bir yok oluş
ne de bir varoluş.
İnim inim inleyen bir tükeniş...
Âşîranım, sızım sızım sızlar oldu…
Nevam, dışa çıkamayan iniltiyle hemhal…
Segâhım boynu bükük,
ne yöne bakar bilinmez…
Çargâhım, yolunu bulamayan
bir nefes gibi şaşkın, yalnız...
Hüseynim incinip kırıldı,
her nefeste yarası kanar oldu.
Acem, sesini unutup
sükûta bürünür oldu.
Düğümlenen nefesim Kürdî’de saklı,
üflendikçe içime ağlıyor…
Kürdî’de düğümlü kalan sesimle
Sana üfleniyorum, ey Rahman…
Çünkü bu düğümlü inilti
ancak Senin nefesinle çözülür…
Bir Hu nefesini beklerim…
Ve o nefesle,
Sana adanmayı dilerim…
Merdümgiriz