Karanlığa boyadı kader, o en parlak izi,
Kör kuyular içinde unutuldum Yusuf gibi.
İçimde feryat koptu, kader ayırdı bizi,
Sen gittin gideli sarsıldı bu arzın dibi.
O dibi görünmez kuyu, dar gelir dünyalara,
Aşkın ılık yel gibi esiyordu hülyalara.
Şimdi fırtınan vurdu, hasret kaldım vahalara,
Terk edilişin acısı vurdu beni yollara.
Yollara düştüm ama bitti artık bu sefer,
Sen kendi ufkuna kaçtın, bana kaldı keder.
Aramıza çekilen surlar ruhumu ezer,
Bu kuyunun dibinde her günüm böyle geçer.
Geçer zalim saniyeler, her yanı sarar sükût,
Gömüldüm canlı canlı, bu kuyu sanki tabut.
Aşkının rüzgarıyla dağıldı her bir bulut,
Bu zifiri gecede ne bir ses var ne umut.
Umutlar darmadağın, savruldu küllerimiz,
Meltemle savruluyor o eski günlerimiz.
Aşkın fırtınasıyla lal oldu dillerimiz,
Karanlıkta kilitli kaldı geleceğimiz.
Gelecek ziyan oldu, bitti artık bu sevda,
Züleyha’nın eliyle yazıldı bu kara veda.
Karanlık duvarlarda yankılanır bu nida,
Kör zindana atıldım, ömrüm edildi feda.
Feda olan ömrümde, nefes almaz oldu can,
Aşkının melteminden koptu ruhumda tufan.
Yusuf'u zindan boğdu, beni de bu kör hicran,
Gönül şehrim yıkıldı, her yanım kara zindan.
Zindan olan kalbime, çöktü alevden bir har,
Ruhumu üşütüyor, aşkından esen rüzgar.
Gönül bağıma yağdı, zamansız o soğuk kar,
Sen yoksan bu dünyada, haram olsun bu bahar.