@eksik susmalar
29.08.2026
sana/sadece sana..
her sabah…
her sabah
tüm yarım
kalmışlığınla
sen/
rüyalarının
tabirini yaparken
mağrur uyandığın
günlerine.
seni izliyordum
bir sayfa aralığında
dudaklarını sonra
kıvrılıp bir şeyler
anlatmasını
sırtına sarılıp,
uyumak isterken
bir düşün içinde
kaybettim seni
beyazlar giydiğin
karanlıkta..
önce s-özler yazıldı
yüzüne suların
ve sonRA
bir tını mırıldandı
dil uçların
camların pusuna
DÜŞerken
soru işretlerinin cevabı,
ağaca b-akarken
yeşilden ziyade
fotosentezi hissederken
derinden/
tenime gel
kar
ve çarp dağıl…
kent yaşıyorsa hala
gecelerin beyazında
yazılmamış bir şiirin
son mısrası ellerin
pembemsi,
kırmızı ve mavi…
izlerken seni
odalarının
karanlığında,
parmak uçlarımda
taşıya biliyorum
ateş/böceklerini
ve yasını tutarken
sana hasret günlerimin
yüreğimin
odacıklarına
çarparken
anlatamadığımı
düş/ündüğüm
bir cümle
ve işte o zamAN
o bana
mavi mektuplar
yazar,
içimden
kuşlar geçer
o zaman…
mavi bir bulutun
derinliğindeyim
heybemde dağlarından
ç-aldığım patika
avuç içlerimde
gelişi güzel sorgular
salondan odaya
ve sonra
duvara dokunan
parmak uçların kadar
yüreğimi acıttı
düşlerimdeki şeytan!
eksik hece/lerinin
kırıklarını onarmak
mümkün değil
bil/iyorum..
gözlerin
gelincikler ekiyordu
gecenin çıkmazlarına
ki zamAN büyüyorken
yüreğimin avlularında
terk edilmiş şehirler gibi
toprağıma sığmıyordum
yokluğunda…
önce harfler vardı
ve sonra
kırıp dallarını
maviye boyadık
gök/
yüzünün ki
boğazımızda
düğümlenirken
harfler
etkisi geçmiş
heyecanlar
içindeyken biz/
avuç içlerimizdeki
izlerden
tuttuğumuz yası silip
kırdık muammasını
kelimelerin
tamam!
peki…
hangi yana dönsen/
yüreğim…
yokluğunda/
rüzgarı dayayıp
şakağına
yaprakların göçüne
son/baharlar adıyorum
camlara bırakılan
dokunuşların
kum fırtınalarını
çağırdığı
dudAKlarına ki
derinde miydim
yoksa teninde
gidemiyor musun
ölmek istediğinde
ve kalamıyor musun
hissetmediğin bir ten de
hüznün,
yüreğine perçinleşiyor
ve yas/a bulaşıyor mavisi
renklerin
en derin yerinden...
ki bir düşü/şü
üzerime çekip odalarca
aynalar
çarpıyordu yüzüme
yokluğunda..
noktası eksik bir harf
dudak izini vuruyor
kaburga kemiklerime
bütün gidişler
afyonlu sabahlara uyanıyor
dağılsa saçlarında rüzgar
beklediğin yerde kış ki
ayaza çarpıyor bedenim
yokluğunda…
sana az gülsem
incinir dalında bahar
sus/sam
bileklerime kadar kar…
-üşü/
-yorum...
düğümü
çözülmüş bir nefes
ısıtır çoğu zaman
bedeni
ve ışık
perde kıvrımlarına
saklanmış
bekleyişlerin
dilini öğretir
uykusu kaçmış
çocuklara ki
bir düş
-üş
sekerek yolunu bulur
kaçar kuytularına
bir sözün
saçlarına değdiği
-an/da
aşktan
değilse eğer,
yokluğundan da
değildir
hastalık
ateşin çıkar
ve zorlar
bileklerini
nabızının...
-ben dedim bunu
açılırken lirik
ağrıların atlası
sorulmamış
soruların beklentisi
özlem olup
bulaşır alt dudağına
bir ıslık gibi ki
bir kasaba,
bir deniz
bir de
kimsesizlik
karşılar seni…
yüzün/
-kelimelere aşinadır
bu
-yüzden
benden önce,
şiirlerini yazan
yüreklerin
anlattığı bir
trajedi olur hayat ki
derinlerimde
yıkanabileceğin
kuyular
kazıyorum sana
ırmak/ırmak
gel ve ıslan
demek yaşamak..
(...)
