@eksik susmalar
03.09.2026
sana/sadece sana..
ışığın hala …
ışığın hala
sızmaya
devam
ediyor
ruhuma
perdeleri
çekilmiş
bir oda
yüreğimde
bulup bulup
kaybettiğim
o hayal..
sen miydin
gerçekten?
sen gerçek
bir şey miydin
bilmiyorum..
ırmağı
yatağından
uyandıran
o su/o sel
ıslatmadı
demek tenini
ve dokunmadı
derinlerine..
öyle ya
ateşe düşen,
her damla
buhar..
sen..
ıslak/ırmak.
yüreğimde
bir kor
ve ateşimin
içindeki
deli mavi
hastalık
tüm hücrelerime
bulaşan.
ya canım
sana
sus(a)mak
isterse
ya terlerse
kelimelerim
ya gözlerini
ararsa gözlerim
ya ben sen’insem
ya sen ben’imsen
sen de kalırsa
ya yüreğim
ya seninkini
istersem..
özgür değildin
biliyordum
değildik
biliyordun
neyi
neden değil
bunu
anlamak istiyorduk
sadece..
deli bir diyalog bu
bana benzeyen
az birazda sana.
delim benim
delirdiğim
kasıklarının
biraz üstünde
bir doğum
izinde
yeniden doğacak
bir can gibi
sızacağım
ruhuna
bir tek
geceden
sonsuzluğuna
uzanacağım..
sana zamanın
geçmiş kavimlerin
en geride kalan
ruhusun denildi
hiçbir ırmakta
yıkanmayacaktı
yüzün
hüzün
iki gözüm
sözün..
kendimi bana
kendini bana
öğretenim.
yüreğimin
inceliğinde
kırılan
kırılgan
ışığım
güneşim..
kızarmış ekmek
kokusu geliyor
sıcağında
eteklerinde bir ev
kıyılarında bir can
ve bil ki sevgili
bil ki sevdiğim
bil ki kurban olduğum
başka çağlarda değil
bahsi geçen
bana ait ne varsa
teninde şimdi..
boynunun
altındaki
morluk..
saçlarının
kırıklarında,
omuzlarında
taşıdığın iz
deniz..
yosun
evet sen
y/osun
bilirdik
kumunu
akıtmazdı
hiçbir ırmak
çünkü
biz denizdik
sana öğrettiğim
hiçbirşeyi
unutmamalısın.
denizin tuzunu
kokusunu
Mavisini
ve iyotunu ki
sonrası derin...
yürek tuvalime
paletinden
akarken
sen,
hangi renge
benziyorsun
demiştim
sana.
göğüsüme
alıp başını
germiştim
göğüsümü
kemiklerimdeki
kırılma sesine
aldırmadan
ardından
bıraktığın
bir not gibi
uzandım sesine
nefesine ki
soluyup seni
sesini
çektim ciğerlerime
yüreğime
çağlamışken sen
aktığın
o ırmaktan sonra
geri dönmeyecekti
artık
hiç bir
su
-yun
su
-yum
susadığım.
-hayat beni
yorduğunda
ben sana
kaçıyordum-
tek gözümsün.
yeter ki
ser üstüme
Mavi göğünü..
(...)
