@eksik susmalar
04.09.2026
sana/sadece sana..
biliyorsun …
biliyorsun
değil mi?
defterin
kareli
odalarına
geliyoruz,
dışımızdan,
içimize kaçıp,
işte o yüzden
buradayız
hepimiz,
bir anlam
aradığımız,
içimizin
derinliklerinde..
sesini bıraktığın
rüzgarı soluyorken
ben,
sen bana böylesi
yakınken şimdi.
nefesimdeyken
tuttuğum.
dönüşen,
suya dönüşen
sorular
soruyorsun..
peki.
neden
uzun uzun
b-akamıyoruz
kendimize
sevemiyoruz
uzun uzun..
bir böceğe
ömür verenden tut da
saçlarının beyazında
tel tel yaşlananlara kadar
herkesin öldüğü
bir zamanda..
o kadar yorgun
olabiliyorki insan
uzanıp bir köşeye
çekiliyor.
bulduğumuz
en değerli kuytumuz.
bir defterin sayfaları
kendikendimize
gömüldüğümüz
yerler/oldu hep..
yazmak ve bozmak
gelmiyor içimizden.
uzun uzun cümleleri
kime kurarki insan
hepsi bu/muydu.
sus/alım,
bir çukur açılsın içimize..
biliyor musun.
hikayemizin bir tarafı yok.
ortada kalmış herşeyi
sahiplenmeye çalışırken
ellerimize bulaşmıştı
kimsesizliğimiz..
ve biz onu
bir şiirin derinliğinde
hecehece ayırırken
dokunuyordu en acıyan
yerlerimize..
sesli/sessiz..
çünkü bitmiyordu tekrar
çark dönmeye başlamıştı
bir kere
rast gelmiş dişlilerin içinde
mutlaka hakimdik
mutlaka kudretli
ve mutlaka sevecen..
yüreğin
ezilen sesini
duyuyor musun?
sol goğüsünün
altındaki Et
tuşların arasına
sıkıştığından beridir
sözler de
emolojin bir ifadeden
öteye geçemiyor...
şiir diyorum şiir
şehir
uyuduğunda
yazılıyor...
bir yutkunma
aralığında,
sensiz günaydınlar
sabaha asılı bırakırken
kendini,
alışkanlıklar genzimi
yine yakar
susarım sana..
Islak ve sırılsıklam
bir o kadar
sessiz ve çaresiz
bir acı yeniden
dokunur
kanatlarını
kırdığın yere
su-sa-rım sana
sadece/sana..
buradasın biliyorum.
sessiz ve usulca
göz ucu telaşlarında
şuanda başa sarıp harfleri,
üç nokta koymadan
önce kendine,
yahut bir işaret aramadan
mısra aralarında
birdaha oku
-İkra-
offf şaşırmış
bir ırmak gibisin
kendi sahilinde.
ırmakların
sana aktığı,
sana akıttığı,
sana bıraktığı
kadar ol
ıslak ve sırılsıklam.
bir rüzgar değse tenine
bedenin soğuyacak
biliyorum..
avuç içleri öpüyorum
demişmiydim.
bu şiirde anlatmaya
yetmeyecek seni
kıs daha kıs
harflerin sesini
alışkanlıktır
her dokunuş
parmak uçların kadar
sus/adığımsın
içimde tarifsiz
hararEtin var..
sabaha az var gibi,
yok artık yetişemeyiz
o trene gibi,
söndür bütün mumları
kimse görmesin gibi
tarifsiz ve tarihsiz
bir tat işte
yayılıp duruyor
bütün bedenime
bir çentik daha atıyoruz
daha ilk dokunuşta
ellerim ve parmaklarımla
bir alıp veremediğim var
biliyorum..
ellerim diyorum serseri
ellerim/ellerin ki
ehlileştiriyorum ruhumu
ıslanırken sen..
kendi zaman kiplerinle
ısırıyorum alt dudağımı ben.
İnan bana
hiçbir soru
cevaplandırılmak için
sorulmaz.
sus/a şimdi..
(...)
