@eksik susmalar
05.09.2026
sana/sadece sana..
şimdi sen,…
şimdi sen,
neresinden tutacağı
belli olmayan
bir ağırlık gibi
avuçlayıp
yüreğimi,
gecenin
serap bilenmiş
yamaçlarından
daldırıp parmak uçlarını
hasrete ve hararete
bulanmış
harfler seçiyordun..
sessiz bir çığlığın
esiri olmuşları
silip gramerinden,
bir avuç kum
rafa kaldırılmış
duygulardan
geriye kalan nasılsa.
güdü,
etin ete kaşınmasından
başka bir son bilmiyordu.
çünkü sen susarken
simya bilmeyen bir dille
avuçlarıma
oda yetmiyor olduğunda
duvarlarıma sürte sürte
yanaşıp,
ruhumun en ışık bilmez
odalarında
içime uyurken
bendeki özgeçmişin
ninni tadında
çok bilmiş korolar
doğuruyordu sana..
göç eden kuşlar
kanatlarında
sonranın telaşı ile
yer değiştirken
güneş diyorlar evet
gök/yüzün mavi olunca
sana güneş diyorlardı
sonra Ay
saçlarında yıldızlar
mikro bir zamanda
makro ömürleri olan
gök olayları ki
olmuş bir meyvenin
dalına olan ukalağlığı
sarıyor seni.
beni uykusuna yeni
dalmış kadın kokusu
-derin-
senin şiir sandığın
bu kelimeler
benim göğümün
sen hali/mavi..
biliyorum,
içinde yarım kalmış
bir şiirin
son mısrasıyla
hasret çadırındasın
ve henüz Perşomen yok
yeniden öğreniyorsun
sözleri..
anla/dım,
yeni bir lehçe bu.
dil bilmez, lal olmuş
Kavimlerden gelen,
küllerin biriktirdiği düşler,
rüzgarın hışımına uğrar,
o zaman yüreğimizin
kuytularında açan,
bir mavi menekşedir,
zamAnların biriktiği
tüm sırlar..
bir Duanın derinliğindeyim
dudaklarının kıvrımlarında.
bir yüreğin kıyılarında,
kuytularında..
uyku uyanıklık arası
bir rüyada.
düş bozumu.......
yarılıp Nil gibi
asasında yüreğimin
sızıp
çatlaklarımdan,
her daim senin vadilerine
akıyorum..
yazıyorum sana,
karakalem,
sırra kadem basarak
ayak parmak
uçlarımla..
sessiz bir ihtilal bu..
kürek kemiklerime
sokulan
tedirgin edilmiş
o gök olayı
yıldız tozu ve
kokusu teninin
çıkmaz sokaklarında,
illegal bir bildiriyi
taşıyor gibi
yarı açık omuzlarında..
bir kere sevmek,
yetiyorken
tüm harflere..
Toprağımsın,
tohum tohum
içine ekileceğim.
ahh benim sınır/
-sızım..
derin yaram.
ince sızım.
yurt sayıp, senin
yüreğini.
pembe istiridyeler
toplarken
ıslak sahilinden,
titriyor biliyorum
bedenin.
içerisinden
adın geçmeyen
harflerle.
sıkma dişini,
sıtma bu..
ter ter yamaçlarından
dökülen,
heyelan/
su göçü dudakların..
bentlerime dar
geliyorsun
yüreğimde,
hacimler
açıyorum sana,
sana açılıyorum
kulaç kulaç,
sana uyanıyorun
iyot sabahlarında.
terli ve alınganım..
birazda
bu yüzden,
su-su-yo-rum sana..
hani diyorum,
alt dudağımı ısırsam,
geçer misin yüreğimin
kuytularından..
kaburgalarından
t/uzaklar kurduğun
dişlerinle mühürlediğin
şifrelerinin
yüreğine denk gelen
sıcaklığı,
göğüs kafesinde hapsolmuş
bir kuş oldu içim
desem sana/
hani sadece
desem
parmak aralarından
sızınca yaşamak,
uyandırıyorsun
mavisini denizimin,
köpük köpük
çağlıyorum sana/
sadece sana
şelalenin intiharı gibi,
bır/akarak kendimi
boşluğuna..
(...)
