@eksik susmalar
07.09.2026
sana/sadece sana..
Dünü …
Dünü
düşünüyorum
ve devamında
ertesi
günü
uzak
iklimlerin
sağanağındaydım..
her yağmur
damlasıyla,
anlar içinde
azalıyordu
saçlarıma
düşen
suyun sayısı.
kendimi
gömerken.
kendime
gömülürken
ben..
dünya
yüreğime
katlanamıyordu.
sığınaklar
hazırlıyordum
dünün
bir öncesi.
dilimdeki
kelimeleri
ıslatıyordu
dilim..
ıslanırken,
uslanıyordum..
uyku
ruhuma
dar geliyor,
sen kokan
yataklara
sarılıyordum ki
dudaklarımdan
düşen şarkı,
sızıp
dişlerimin
arasından
parmak
uçlarıma
kadar
yol alıyordu..
hiçbir
ses
uğramadı
kulak
mememden
içeri..
dilsiz
martılara
simit attım..
kalabalıklar
içinde
yalnız
kalma
korkusu
yanaştı
usulca
sol yanıma..
burunum
kaşındı sonra,
gözüm seğirdi.
içim titredi ki
içini yerim
dediğim
düştü aklıma..
dudaklarım
ıslandı.
ikiye böldüm
zamanı.
ama
çarpmadım
üçle..
bir zeytini
emdim.
yemeden
önce.
dişledim.
acımadı
dişim lakin
doydum
akan
nehirlerin
ırmakların
kadar
suyuna
dolandım
sarmaşık gibi
köklerine
ve durdum
sırılsıklam
kökünün içinde..
gölgen düştü.
ne çok
soru sordum.
alıp
veremediğim
sorulardı
anladım..
avuçladım
yüzümü.
başımı
almadım
ellerimin
arasına
sakallarımda
saklandım
birkaç gece..
kapatmadım
kapıyı
“asla”
hazırdı
ana
her ana
evim.
sana
hazırdı ki
aç bırakmadım
saksıda çiçeğini..
hiç
tanımadığım
serçeleri
besledim
pencere
eşiğimde..
parmak
uçlarım kadar
ellerim kadar
ellerimden
geldiği
kadar ki
dünün
bir öncesi
yaşayamadığım
sabahları
emanet ettim
avuçlarına..
derin
nefes aldım.
ciğerlerime
dokundu
havan
gıdıklandım..
işaret
parmağımın
tırnağını yedim.
gülmedim/
tebessüm
ettim..
bir sigara
daha
yaktım
ölümü
içimde
hapis
etmek için..
ıslık
çaldım
sonra
hiçbir şey
olmamış gibi
içini alarak
içime,
yürüdüm
yürüdüm..
senliğe
vardım/
esenliğe
sessizliğinde ki
“hissetmek
ve yaşamak
senin
parmak
uçlarınla
dokunmaktı
hayata”..
(...)
