@eksik susmalar
13.09.2026
sana/sadece sana..
hikayemizin …
hikayemizin
bir tarafı yok.
biz,
ortada kalmış
herşeyi
sahiplenmeye
çalışırken
ellerimize
bulaşmıştı
kimsesizliğimiz..
ve biz onu
bir şiirin
derinliğinde
hecehece
ayırırken
dokunuyordu
en acıyan
yerlerimize
sesli/sessiz..
yazarken sana
ve göçerken sana
kavim kavim.
çarpıyor iyot
sonra, rüzgarın
ıslıkla bilenen
yerleri ki
sen beni,
şiir şiir
dudaklarımdan
öpüyorsun..
burkulan bir şey var
yine de aramızda..
onun düşleri vardı
senin düşüşlerin
benim sensizliğim.
yokluğun
derin ve eksik
sessizliğim..
odaların
nemi yasaklayan
duvarlarında
suskunluğumun
aks ettiği yokuşlar
her adımda
nadasa bırakılan
topraklar kadar.
çatlıyor dudaklarım
su-su-yo-rum sana/
sadece sana..
eridikçe buz tutmuş
yanlarım aşka
Nazım okuyor gibiyim..
derinin
gözeneklerinden
ruhunun
müebbetlerine
sızarken/
deniz ve kum
tuz ve su
iyot tadı var
dudaklarında..
bulaşınca bana
çapraz ölüyor
fillerim..
ahh tarifi
ne mümkün
gül mevsiminden
önce açan
tüm çiçeklerin ki
bir tını teninden
derinden
notası kırık
akordiyonların
sesi yükselirken,
çekilirken sen
kıyılarımdan/
tuzlu
çekilirken sen
AK/ciğerlerime
yemek sonrası
nikotin tadında
dağılıyorum sana/
dağlanıyorum..
yüreğimde
taşıdığım yük
değildi inan….
bana b-akmanı
anlatmanı
tırnaklarını
çıkartmanı
-keskin
ve gül/en
çukurlarını
gamzelerinin ki
en çok
bu karmaşayı
seviyorum..
çünkü..
Antik/Otik
Uygarlıklar/
Medeniyetler,
çizilmemiş Atlaslar
ve sınıf savaşlarıyla
bir tarih…
ve sanki dün
ve sanki sen/
-inle benim aramda…
oluyor demek ki
zamanla
iç/
-sel dünyamda..
(…)
