@eksik susmalar
15.09.2026
sana/sadece sana..
sen hızlıca geçerken…
sen hızlıca geçerken
göz ucu telaşlarınla
şiirlerimin içinden..
AKarAK uzaklara
ben,
sana yollanacak
bir mektubu
taşıyordum
yüreğimde ki
yaz/mak kurtaramıyor
derinlerimizdeki
b-İzi
onca kelime sonrası
döne dolaşa
geldiğin tek yer
uçları parmaklarının yine...
Duaya/
ve mısraya sürtünürken
g-özlerin
kimse bilmiyor cevabı
ezberlenen sureler gibi
ve aranan suretler ki
kavuşulamayan bir aşkın
berduşu oluyoruz
adına yaşamak diyerek
bütün duraklarda…
tesadüfen geçen
çağlayanlarına
karışırken
sen,
ayak parmak uçlarından
saçının teline kadar
bilirken ben,
pas geçip kavuşmaları
kirpiklerimi kapatıp üstüne
kör bir b-akış
bırakıyorum şimdi…
bir kadının
tenindeki koku
kapısında bir meleğin
düşe yattığı
egzotik bir tapınak
buram buram dağılıyor/
dağlanıyor içimde
bitmeyen bir şiirin
ağır tahrik kokusu
var üzerimde..
tam bitti derken
uzarken heceler
ağzımda,
düğmelere üfleyen
kadınların
harı/harareti
yayılırken tenime
sen ve ıslak saçlarına
yağmur sonra
dudaklarında demi ç-ayın
ne de güzel yakışıyorsun/uz…
sen güzeldin
ve ben kimsesiz
sayfalarca şiirler
biriktirdim sana/
sadece sana
aynı oda’da
aynı renkler
içinde buldum
seni
-mavi-
ki ben
terli bir yazdan
dönüyordum.
sildim/
ışıksız gölgeler
içindeki dileğimi
kirlenmiş bir
son/bahar kadar
belirginken üstelik
boş kaldı
yazılmamış sayfalar/ım
çizilmemiş Atlaslar
keşfetmeye benzer bu
yarım harfler
ve yarım uçurumlar
dokun sırtına
eğer yapabilirsen
ve çek içine
parmak uçlarını/
kokla
gülüm/se..
şşş tamam
biliyorum
mızıkçı ve küskün
iç savaşa benziyor yüzüm
ölülerim ve ölüleriyle
murabba/
ve kalan sağlarım
BİR pişman
refleks
silik bir ANı
kadar şimdi
unut/malıyım hepsini
en hüzünlü mezarlığım
kasık ağrılarım değil sanki (?)
kendini izliyorsun
biliyorum
kendim gibi
omuzlarından aşağısını
sırı alınmış aynanda
(ellerin/ellerim)
ve esirge beni/
beni bağışla
yenemiyorum/
eksik susmalarımda
eksik kalan heveslerimi
tabirsiz rüyalarımdan
uyanıyorum
bu yüzden/terli
adı sana benziyor
bazen bir renk
kadar sıcak
bazen kekre/
yutkunamadığım
bir tat kadar..
seni hissettiğim
bir yerdeyim
biliyorsun bunu
ruhumun
ete ve kemiğe
büründüğü
özür dilerim/çokça
delik deşik bu yüzden
bebekleri gözlerimin
inanmıyorsan bir daha
b-ak
şayet dayanabilirse
parmak uçlarının
bentleri
öyle ya
yol yürümek öğretir
ve değişir bir yol böyle...
kan yürür sıcak
ve damarların
genişler
sonra açılır
kefenlenmemiş
gözlerin
hayır/
sustur içini bile
(içini yerim derimde ıslanır dilim)
-bensanadilimdilimim-
sen ve ben
ışıksız gölgelerdik
eteklerinde
dağlarımızın
toz gibi dağılan
ve yakan
bazen buz gibi
beni al
beni tut
ve kavra/
ıslat avuçlarında
terinle
sürt saçlarına
bir meltem
başka ne işe yarar/serin
al beni/
ve çek
içine/derinlerine
çığlık çığlığa
çıkar kuyularımdan/
kuytularımdan
tabiri yapılmamış
bir kelime
kalmasın diye
şiirlerinde..
al beni/
ve saçmala/
sınırsızca
olmadık kaza gibi
anlat neden sevdiğini
ki sesim/nefesim
tenine çarpıp
kırılır nasılsa...
sonRA
ve sırra
avuç içlerimi açıp
beklediğim
son/
baharlar
geliyor aklıma
küs ve düş kokan
sabahlara
yanan odunların
tutuşan çıraların
isi dağılırdı ki
o zaman
vazgeçip kendimden
yüreğinin odacıklarından
göç ettim/
ellerinden ve dilimden.
çatlayan
dudaklara dokunan
parmak uçları bilir...
yarılır deniz
ve kırılır lut
köprülerin senindir/
suskunluğun
dibinden geldim ben
kaybolan bir harf gibi
dudaklarına...
(...)
