@eksik susmalar
04.10.2026
sana/sadece sana..
bir gece sen,…
bir gece sen,
soyunurken koynunda
kimsesizliğinin.
nikotin sarısı
zamanlarda
öksürüp atmaya
çalışır gibi,
kekeme
yokluğunun
bütün dilleri
dudaklarının
çatlağından sızıp,
dağılırken
duman duman
en derin yerinlerine
usulca çıkıyordun
kuytularından.
yüzündeki
tebessüm
tutuşşa
ateşi keşfedecekti
tüm ilkel yanların.
şiir şiir anlatmak
anlaşılmaya
yetmediğinde,
susmak denilen esrar
tebessüm oluyordu
dudaklarında..
kifayetsiz
duygularının
çağlayanında.
aklımın derinliklerine
şiirlerinle akarken
gizleyip hayallerini
sen,
kendine yazıp,
kendine yazılırken,
göğüs kafesinde
hapsettiğin düşler,
harına su taşıyorken,
terli bir yaza
hazırlanırken,
ıslak.
soluğunla oynar gibi
camların buğusuyla,
tedirgin ve kovulmuş
bir ruh gibi ben,
göz ucu telaşlarımda,
utanmaz
ve aç dokunuşlarla,
sahiplenmek adına
bir kelimeni,
tersten okuyordum
seni..
çatlayıp dudağım.
söz kururken dilimde.
okuyordum seni
ilk ayet tadında
ve söküyordum teltel
saçlarından içersinden
ben geçmeyen seslerini
yüzün düşerken
aynama
mavi bir müziğin
odamın
duvarlarında bıraktığı
neon ışıkları altında
dokunurken sana,
sokulurken,
kimsesiz ve sensiz
ciğerlerime çekiyorum
yokluğunu yoksulluğumu
yalnızlığımı kundaklıyorum
ölüm diyalektiğinden..
ve senin,
yeniden notalara
basacak alt dudakların
ve işte o zaman
susacaksın bana..
uzunuzun
düşünerek seni.
üşüdüm
ve sesim
Kasım’a benzemedi.
bir şiirin
derinliğindeyim,
evet
balkon değil hayır
üşüdüm..
kapatmıyorum
gözlerimi
ve beklemiyorum
bir yıldızın kaymasını
hayır..
açık unutarak
kapılarını yüreğimin.
omuzlarının
saçaklarından
düşerken
o bilindik
boşluğuna.
seviyorum seni
sonra
yağmur halleriyle
kelimelerini.
soyundukça hecelere
bir b/aşka kokuyordu
mevsimlerinin çiçekleri.
akarken ırmakların,
ruhunu arıyordun
arsız astarsız
sorguların
seni tanımlamaya
yetmiyordu.
bir başka dil vardı
kullandığın
parmak ucu
telaşlarında.
uzaklardan
b.akarken sen,
kulaklarımı
çınlatıyordun
her daim.
seni okumak
ruh ikizi tadında
kimin içinde
veya kimin
dışında olduğunu
bilmeden.
masumca
sahiplenmek
parmak
uçlarındaki izleri
dil ucundaki
tedirgin ses
buzullarımı eritirken
gördüm..
ne kadar
sırılsıklam olursan,
o kadar damlıyordun
ruhunun saçaklarından.
aynı renklerle
aynı odanının içersindeydik
ve ben,
sana dokunmak.sızın
çöllerine
su taşıyordum uzaktan..
(...)
