@hakan
07.04.2026
İbrahim göynümü put sanan, ve kıran kim?
Asma bahçelerinde yürüyordu rüzgâr,…
Asma bahçelerinde yürüyordu rüzgâr,
taşın belleği yeşile yaslanmıştı.
Her yaprak bir duaydı,
her gölge eski bir tanrıyı saklıyordu.
Ben göynümü kalp sandım,
onlar put bildi.
İçime adını oydular,
sonra balyozu hakikat diye kaldırdılar.
İbrahim geçti ateşin içinden,
ateş “yakma”yı unuttu.
iman,
taştan değil, korkudan kırılırdı.
Kimin eliydi bu çekiç?
Aşk mıydı, yoksa çağın putları mı?
Altın suskunluklar,
yalanla sıvanmış dualar mı?
Asma bahçelerinde tanrılar çoktu,
ama hakikat yalnızdı.
Bir tek gökyüzü sessiz kaldı,
cevap bazen
suskunluğun içindedir.
İbrahim göynümü put sanan,
ve kıran kim?
Belki de en büyük put,
kırılmaktan korkan kalptir.
Ve ben,
kırıldığım yerden
tevhidi öğrendim.
Çöl başladı adımlarımdan sonra,
kum dediğin sabırdı,
susuzluk ise imtihan.
Her tanecik bir peygamber susuşu,
her rüzgâr “dayan” diye fısıldayan bir ayet.
Göynüm çölde açıldı,
şehirde çok put vardı.
İnsan insana tapıyordu,
isimler taş, sözler balçık…
kırılan hep kalpti.
Gök eğildi üzerime,
mavi bir secde gibi.
Yıldızlar çiviydi geceye,
sorularımı astım takımyıldızlara.
Cevap gelmedi
gök,
her şeyi bilene susmayı öğretir.
Deniz çağırdı sonra,
“korkma” dedi,
ben de yarılırım bazen.
Musa’nın bastığı yerden değil,
kendi korkumdan geçtim.
Tuz yaktı,
ama arındırdı.
Çöl sabrı verdi,
gök yönü,
deniz teslimiyeti.
Üçü birleşti içimde,
putlar çatladı.
İbrahim hâlâ soruyor içimde
“Bunu da mı sen yaptın?”
Ben susuyorum.
cevap
kırık taşların arasında
hala yanmayan bir ateş gibi duruyor.
Ve yaşam…
bir asma bahçesi değildir artık.
Yaşam,
çölde suyu bulduğun an,
gökte işareti gördüğün an,
denizde kendini bıraktığın an.
İbrahim göynümü put sanan
ve kıran kim?
Bunu bilen,
artık put yapmaz.
.