@hakan
14.04.2026
sarılma sakın üzersin sevgi...
Sevgili,…
Sevgili,
Bu şehirde aşk,
İstanbul’un trafiği gibi#
akmaz çoğu zaman,
bekleriz kırmızıda, içimiz yeşile hasret.
Mutlu bir aşk yok derler ya,
ben inandım bir süre,
çünkü hayat dediğin
yarım kalmış cümlelerin mezarlığı.
Sen geldin #
ama gelişin bile telaşlıydı,
bir otobüse yetişir gibi
kalbime bindin,
sonra ilk durakta indin.
Sevgili,
bizim hikâyemiz
tam konuşulacakken susan telefonlar gibi,
tam sarılacakken araya giren zaman gibi,
hep “az sonra”ya ertelendi.
Sokaklar kalabalık,
insanlar yalnız
ben en çok bunu öğrendim
birinin yanında olmak
onunla olmak değilmiş.
Seninle güldüğüm anlar oldu,
evet…
ama hep arkasında bir gölge vardı,
sanki mutluluk bile
bizden utanıyordu.
Sevgili,
aşk dediğin şey
iki insanın aynı anda yanması değil,
biri küle dönerken
diğerinin hâlâ ısınmaya çalışmasıymış.
Ben yandım.
Sen baktın.
Şimdi sorarsan:
“Hiç mi mutlu aşk yok?”
Belki vardır…
ama bizim payımıza düşen
hep yarım kalmış bir cümleydi:
“Seviyorum.
devamı gelmeyen...
sarılma uzaktan üzersin ~
Sevgili,
“Devam et” dedin ya
ben zaten hiç susamadım içimde.
Sarılma bana…
uzaktan sev beni,
çünkü en çok dokunduğun yerden
kırıldım ben.
Yaklaşınca dağılıyor içim,
bir cam gibi çatlıyorum
ses çıkarmadan.
Sen fark etmiyorsun,
ama ben her temasında
biraz daha eksiliyorum.
Sevgili,
bu hayat dediğin karmaşa
iki yabancının yanlış zamanda
aynı kalbe düşmesi gibi—
ne sen bana yetişebildin,
ne ben senden vazgeçebildim.
O yüzden diyorum:
uzaktan sev beni…
bir yıldız gibi,
bak ama dokunma,
ışığımı gör ama
yanıma gelme.
Çünkü bazı sevgiler
yaklaşınca ölür.
Bizimki öyleydi.
Bir gün yine karşılaşırız belki,
aynı şehirde,
aynı kalabalığın içinde
iki yabancı gibi.
Gözlerin gözlerime değerse
tanıma beni.
Çünkü ben seni hâlâ tanırsam
yine başa döneriz.
Ve ben bir daha
aynı yerden kırılmak istemem.
Sevgili…
uzaktan sev,
yaklaşma.
Çünkü sen sarıldıkça
ben yok oluyorum.
