Mürekkebim geceye bulaşıyor Melina,
Sana yazmak, kendimi ihbar etmek gibi bir şey.
Göğsümdeki o dar, o nefessiz odada,
Adının harfleriyle genişliyor her şey.
Sen orada, uzak bir şehrin kalbindesin,
Ben burada, bir mektup pulunun arkasında.
Aramızda kilometreler, yabancı yüzler,
Ve kaderin o hiç bükülmeyen inadı...
"Öyle bir uzağız ki seninle," diyorum içimden,
"Yan yana otursak bile uçurumlar var aramızda."
Ama sen bir gülümsüyorsun kağıtların üzerinden,
Dünyanın bütün ağrıları diniyor o dakikada.
Korkuyorum Melina, seni sevmekten değil,
Seni bu kadar severken kendimi kaybetmekten.
Öyle zayıf, öyle kırılgan ki bu beden,
Eziliyor senin o kocaman, o devasa sevginden.
Mektubumu bitirirken odama sessizlik çöküyor,
Uykusuz gözlerim yine senin hayalini dokuyor.
Benimki sevmek değil Melina, biliyorsun,
Benimki, senin varlığında usulca yok olmak...
Mektubun kenarına iliştirilmiş küçücük bir not gibi
"Sana ait olan ne varsa, bende bir nefes gibi duruyor. Kendine iyi bak, çünkü sen kendinden ibaret değilsin
artık