İçimde mânâya bürünüp
kâğıda dökülmeyi bekleyen
o kadar söz var ki...
Lâkin hüzne ram olmuş şu kalemim yok mu...
Yaralarımı hıfz etmiş sanki
hep onlardan dem vuruyor,
mutluluğuma kör, sağır kalıyor...
Gözlerimdeki sevinci bırakıp
gözyaşlarıma nehirler çiziyor...
Hüznün kuyusuna bata bata kararıyor da
aşkın iklimine kanat çırpmaya yanaşmıyor bir türlü.
Oysa ben
gelişiyle donuk bakışlarımda yeniden mânâ uyandıran,
gülüşüyle içime mevsimsiz baharlar açtıran,
bakışıyla karanlığıma güneşi doğuran,
zevale durmuş çiçeklerime can suyu olup
gönlüme dolan aşkı yazmasını istiyorum.
Kanayan yaralarımı pür ihtimam saran,
suskunluğumun lisanını anlayan,
bütün yaralarıma ortak olan,
gamküsârımı...
Her satıra, her heceye
varlığıyla ayakta duran dünyamı,
yıllarca avuçlarımda büyüttüğüm
ömrümde gerçeğe dönüşen
en güzel duamı,
Ve yüreğimin söylemeye doyamadığı
o umut türküsünü nakşetsin istiyorum.
Ama yok...
Ne vakit aşkın kelâmını dolasam dilime
tutup yine hüznün limanına bırakıyor beni.
İşte bu yüzden
kırgınım kalemime...
Merdümgiriz