@eksik susmalar
08.09.2026
sana/sadece sana..
yüreğinde …
yüreğinde
rehinken ben
firari ellerim
şiire kaçarken
beklentilerinin
kıskacında
darlanırken
ve küçülürken
umutlar,
hasret büyüyor ki
adımlanan onca yol
bakılan gök yüzü/N
-mavi-
kanatlarında kuşların
olduğu yerde
yüksekten düşer gibi
çırpınırken,
yokluğunun çetelesi
avuç içlerimin
kader çizgilerine
bir çizik daha ekledi.
şu kaldırım da
nöbet tutan da kim
sızan onca hayalin
ucunda seni bekleyen
yalnızlığım..
ne mi kaldı
yıldızlardan
aya çarpan
düşlerimin
buyurduğu
bütün yıldız ataları
şahit ki
konu sen olunca
alabildiğine hasret.
alabildiğine kayboluş
alabildiğine atom
ve zerreleri
karışıyor
durmadan hücrelerine
duvar yıkan
seslerin sustuğu
zamAnlardayız
tekilliğimizi
bozmasınlar
kelimelerinizi
çalmasınlar diye
sıra ile Aşk
nöbeti tutuyoruz
seninle bİZ
gül ile bülbülün
nöbetinde
İki omuzum.
ellerini çekip
bileğinden
dokunurken
tuşuna ekranların.
yaklaş lütfen
daha çok
gözünün
bebeğinden
öpeceğim..
imgeler bitti
sana çırılçıplağım
Aşk DÜŞse
ne olmuş ki
gözünden
Dünya bile
yıkılmışken
içime..
bir düşün
devrimiydin
toprak gibi
insan kokanım
ruhuma sinen
bir kokuydun
uyuyan
ahh gözümün
bebeği..
sen gezinirken
buralarda,
şiirimden
teğet geçiyordu
yanağının sıcAklığı..
dil bilmez Halklar
anlarmıydı
yüreğinde ateşle
düşlerin
düşüşlerinle
senin bana
yokluktan
geldiğini..
şşş yazmak
birazda azmak
düşlerinde
yaramaz
çocuk telaşı bu
"elimsende"
dokun..
altında eridikçe toprak.
yani tutuştukça suyun
dokun..
yetebilir miydi
bilemiyorum
hiç bir zaman
/uzaklar/
birbirlerine
kenetlenmiş
ruhlara.
ki bazı ruhlar
bedenlerinden önce
tanışır..
çapraz bağladım
ayaklarımı
ve kelimelerin
içinde
daha önce
gidilmemiş
bir yer aradım.
malumun olsun yok.
ellerinle
tutarmıydın
sende ellerimi
zaten
sapılmış bir yolda.
yinede
ellerinden tanırım
sevdasını
canımda bilediğim
nabzımda
kalbi atan kadını.
(...)
